Yemek tariflerimi, annelik maceralarımı, akla zarar ürün değerlendirmelerimi, birbirinden ilginç ve şahsıma münhasır el işlerimi paylaşıyorum sizlerle. Fikir olur, ilham olur, örnek teşkil eder. Orası artık sizin bileceğiniz şey...
30 Nisan 2012 Pazartesi
herşey seninle güzel anneysen.com' da
Onbinlerce anne ve anne adayının hep birlikte paylaştığı, araştırdığı ve öğrendiği bir annelik paylaşımı sitesi "anneysen.com". Herşey seninle güzel artık anneysen.com' da da yer alıyor!
İyi haftalar herkese...
Kurutulmuş domatesli ekmek
İşte size kırmızı kırmızı ve mis gibi domates kokulu, peynir ve zeytinyağının arkadaşlığıyla daha da güzelleşen bir ekmek. Benim için biraz da yeşil acı biber...Ekmek yapma makinesinde farklı alternatifler denemek isteyenler için..
- 1,5 fincan oda sıcaklığında su
- 1 çorba kaşığı sıvı yağ
- 1 çay kaşığı tuz
- 3,5 fincan beyaz ekmek unu
- 1 çay kaşığı şeker
- 1 çay kaşığı kuru maya
- 1 su bardağı kuru domates
Ekmek yapma makinenizin haznesine domates hariç sırasıyla verilen tüm malzemeleri koyun. Makineyi temel programda çalıştırın. Yarım saat sonra malzeme eklemeniz için gelen bip sesinden sonra domatesleri ekleyin. Ekmeğiniz piştiğinde biraz dinlendirin. Sonrasında afiyet olsun. Özellikle hafta sonu kahvaltı sofralarınıza çok yakışacak.
28 Nisan 2012 Cumartesi
Zeytinyağlı kabak
Tek başına bırakıldığında pek lezzetli bişey olmamakla birlikte çok amaçlı kullanılabilen faydalı bir sebzedir kabak. Artık her mevsim bulunmasına rağmen siz lütfen buna aldanmayın ve her türlü sebzeyi meyveyi zamanında tüketin. Ben ilkokulda hayat bilgisi dersimizde mevsimlere göre sebze ve meyveleri tanıdığımızı hatırlıyorum. Kışın turşu kurulur, yazın kiraz yenir, sonbaharda yapraklar dökülür, ayva olur gibi...Malesef şimdilerde öyle birşey söz konusu değil. Ben elimden geldiğince değinmeye çalışıyorum bu konuya derslerimde yeri geldikçe ama... Hiçbirşey eskisi gibi değil ki artık...
Benim en sevdiğim kabak hallerinden biri zeytinyağlı kabak, o yüzden ilk kez alınca pazardan hemen bu yemeği yapmalıydım. Çocukken en sevdiğim yemeklerden biriydi kabak. Annem ocağın altını bile kapatmadan yanına gider, tabağımı uzatırdım. Sıcak sıcak, ekmeğimi bandıra bandıra iştahla nasıl yerdim o tabağı...Annem bi başka güzel yapardı orası kesin. Yaptığım bazı yemeklerde ne olursa olsun asla annemin yaptığı yemeğin tadını bulamıyorum. Ve seni hep çok özlüyorum annecim, pamuk kalplim benim, yumuşacık, güzel annem.
Sulugözün tekiyim ben...
Eveet nerede kalmıştık, gelelim artık şu kabağa.
- 5 tane kabak
- 2 büyük domates
- 2 tane kuru soğan
- 1 tatlı kaşığı biber salçası
- 2 yemek kaşığı pirinç
- 3-4 diş sarımsak
- dereotu
- zeytinyağı
- tuz
27 Nisan 2012 Cuma
Hafta sonu kahvaltısı için: Çingene pilavı
Hafta sonu deyince aklıma gelen en güzel şey...Simit...
Ve yanında bir de masum bi ikili: bal ve kaymak...
Ama bugün çok daha hafif bi tarifim var. Domates, biber, salatalık sezonu açtı artık. Kahvaltı sofralarımıza da kuruldular hemen. Yine de temkinli olmak, koklayarak almak gerek. (ben sebzeleri koklarken bazı pazarcılar bana garip garip bakıyor, ama gerçek meyve sebze kendisi gibi kokmalı değil mi?)
Hafta sonu kahvaltılarınız için lezzetli, farklı ve yapımı kolay bir alternatif olabilir. Benim minik tırtılım da gayet zevkle yedi, tavsiye edilir. Hatta evde yemek olmadığında kolayca da hazırlandığından tazecik ekmekle nefis bir öğle yemeği olabilir. Egeliler bunu daha iyi bilir. Bizim pazarlarımızda yazları pazarcıların önlerinde, ekmeğe katık edilen yegane öğünlerden biridir. Biri domatesi getirir, biri peyniri, bir diğeri ekmeği. Toplaşıp yenilir. Bu durumu gören gözleriniz ve mideniz de bir an önce eve gidip aynısını yapmak için can atar.
- 1 kase lor peyniri yada çökelek yada kesik( artık siz ne diyorsanız, hepsi ile de güzel oluyor.)
- 2 domates
- 2 yeşil biber
- 1 küçük kuru soğan
- birkaç dal dereotu (koymasanız da olur, evde vardı, faydası da ortada ben o yüzden ekledim, yakıştı da)
- zeytinyağı
- tuz
Eşimin kendi elleriyle topladığı hoş kokulu çiçekler...
İyi ki varsın hayatımda. Ve yalnızca hayatımda bir eş olmakla kalmayıp, her halimde yanımda olduğun, beni tamamladığın, hayatı bu kadar güzel görmemi sağladığın için teşekkür ederim.
Firik pilavı
Güneydoğu Anadolu turuna çıkana kadar kendisinden haberdar olmakla birlikte firiğin tadı hakkında bi fikrim yoktu. O güzel tur sayesinde Güneydoğu Anadolu' nun muhteşem mutfağının da anlatıldığı kadar olduğunu anladım. Çiğköfteler, lebeniye,bayram yuvarlaması, oruk, kaburga dolması, künefe... Ve adını şu an hatırlayamadığım daha nice lezzet. Her şehrin kendine özgü ve nefis tatları var. Tabi böyle bi tura katıldığınızda (gerçi bizim her tatilimizin sonu aynı oluyor) valizlere sığamadan, elinizde envai çeşit poşet ve çantalarla dönüyorsunuz.
Firik aslen Antep' e özgü bir bulgur çeşidi. Buğday başaklrını tam sararmadan toplayıp, yapraklarını ateşte yakarak tanelerini ayırıyorlar. Hafif yanık tadı da oradan geliyor. Rengi de bulgura göre daha yeşil. Son yıllarda artık marketlerde de bulabildiğimiz yöresel ve farklı bir tat.
Sadece firikten bir pilav yaparsanız tadı biraz ağır oluyor bana göre. O yüzden en güzeli bulguru da kullanmak. Nitekim "Nasıl pişirelim" soruma satıcının verdiği cevap da aynen bu yönde olmuştu.
- 250 gr kuşbaşı dana eti yada kuzu eti
- yarım su bardağı firik
- 1 su bardağı pilavlık bulgur
- 1 büyük boy kuru soğan
- 1 yemek kaşığı domates salçası
- 1 yemek kaşığı biber salçası
- 3 tane yeşil biber
- 2 tane kırmızı biber
- 1 su bardağı haşlanmış nohut ( ben nasıl olduysa nohut koymayı unuttum, bazen oradan oraya o kadar çok koşuşturuyorum ki bazı şeyler unutulabiliyor galiba)
- tereyağ+ zeytinyağı
- tuz
25 Nisan 2012 Çarşamba
Buğdaylı yoğurt çorbası
Buğdayı hayatımıza daha fazla sokmak için yaptığım çorbalardan biridir. Şimdi adını hatırlamadığım ünlü bir doktor " Anadolu' daki çocuklara bakın, hepsinin yanakları kırmızı kırmızıdır, neden çünkü doğal besleniyorlar, çünkü buğday yiyorlar" demişti bir keresinde. O günden sonra hiç aklımdan çıkmadı o söz. Naz henüz doğmamıştı o zaman ama ben kararımı vermiştim. Benim çocuğum da öyle yanakları kırmızı kırmızı, kanlı canlı ve çok sağlıklı olmalıydı. Oldu da galiba çok şükür...
Bana kalırsa yoğurtla yapılan bütün çorbalar çok güzeldir. Bunun da çok leziz bişi olduğunu söylememe gerek yok herhalde.
- 2 su bardağı kadar yoğurt (evde yapılan yoğurtlar daha sıvı oluyor daha önce de belirtmiştim, o yüzden yoğurdu bol tutun, ama yoğurdunuz koyu kıvamlı ise daha azı da yeterli olacaktır. Unutmayın ki yoğurt bu çorbaya lezzet katıyor)
- 1 yumurta ( yine daha önce de belirttiğim gibi yoğurtlu çorbalarda ben akını sarısını ayırmıyorum, bi deneyin siz de)
- 2 yemek kaşığı dolusu un
- 1,5 su bardağı haşlanmış buğday
- tuz
- tereyağ
- kuru nane
Üzeri için tereyağını kızdırın. Ocaktan alınca naneyi ekleyin ki nane yanmasın. Servis ettiğiniz çorbaların üzerine naneli tereyağını gezdirin.
Çocuklarınızın da çok severek yiyeceği bir çorba olacağından emin olabilirsiniz, tabi sizin de...
24 Nisan 2012 Salı
Elma soslu muhallebi
Naz bu muhallebiyi büyük bi iştahla yerken ve sonrasında koca bi kaseyi bitirince "acaba fazla mı yedi???" diye endişelendiğimi söylemeden geçemeyeceğim. Tatlı dünyasıyla arası fazla iyi olmayan eşim bile "çok hafif olmuş, bitiverdi, yok mu başka?" deyince gayet şaşırttı beni.
Elma sosuyla muhallebinin uyumu çok başarılı. Açıkcası yapmadan önce elma ile sütlü bi muhallebinin birbirine yakışıp yakışmayacağı konusunda ufak da olsa bi tereddütüm vardı. Ama bir kaşık aldıktan sonra bu muhallebiyi başka başka meyvelerle de denemek gerektiği fikri doğdu aklıma.
- 5 tane büyük boy elma
- 5 su bardağı süt
- 2 çorba kaşığı un
- 2 çorba kaşığı nişasta
- 1 paket vanilya
- 1 paket krem şanti
- 1,5 su bardağı şeker
- 1 çay kaşığı tarçın
Elma sosunun bir kısmını kaselere servis edin. Üzerine muhallebiyi pay edin. En son olarak da kalan elma sosu ile kaseleri süsleyin. Bizim evde ceviz çok sevildiğinden ben üste kalan elma sosuna biraz dövülmüş ceviz ekledim ve öyle servis ettim. Yumuşak bi muhallebiden hafif bi kıtırlığa geçiş oldu böylece.
Benim fındık kurdum muhallebisinden son kaşığını alırken...
Koca kase biterken bile hala nasıl iştahla yediği belli oluyor sanırım...


Karides güveç
Balık restoranına gittiğimizde gözlerimin titizlikle aradığı ilk şey karides güveç olur her defasında. Jumbo karides kullanıldıysa yapımında, yani karides eti ağzınıza geliyorsa lokma lokma... Bu şöleni anlatmaya sözler yetmez, tadını çıkarın.
En son balık almaya gittiğimizde balıkçımız bize artık yiyebileceğimiz son taze karidesin bu olduğunu söyledi. Zaten gözüm vardı, bu söz üzerine hemen atıldım paketin üzerine. Kendiniz temizleyecekseniz eğer biraz titizlik gerektiriyor. Kabuğundan çıkartması kolay. İşin zor kısmı bağırsağını söküp atmak, biraz özen istiyor dediğim gibi. Ama geriye de muhteşem bi lezzet kalıyor. Bugün de çok kolay bi tarifini veriyorum karidesin.
- 500 gr karides
- 4-5 tane yeşil biber (varsa kırmızı kapya biberi de koyun, yakışır)
- 2 büyük domates
- 3 diş sarımsak
- 1 tane kuru soğan
- 1 çay kaşığı biber salçası
- 1 yemek kaşığı soya sosu
- tuz, karabiber, taze nane ve taze fesleğen
- mutlaka tereyağı tavsiye ederim, ama tercih sizin zeytinyağı da yakışır
- defne yaprağı
- rendelenmiş kaşar peyniri
Güveç kaplarına paylaştırdığınız karidesin üzerine kaşar peyniri serpin ve önceden ısıttığınız fırında üstü kızarana kadar bekletin. Fırını yüksek ısıya ayarlayın, güveçleri de fırının üst rafına yerleştirin. İsteğimiz sadece üzerinin kızarması çünkü.
22 Nisan 2012 Pazar
Soslu tavuk ve arpa şehriye pilavı
Az zamanda yapılan yemeklerimden biri daha...
Tadı da yerinde...
Bu hafta içinde hızlı ve pratik olmak zorunda olduğum çok zaman oldu. Bu yemek de onlardan biri, yanında güzel bir salata ile gayet leziz bir öğle yemeği menüsü oluşturabilir. Benim gibi "göğüs eti" kelimesini duyduğunuzda yüzünüzü buruşturuyor, tadını pek sevmiyorsanız bu yemek için bi kez daha düşünün derim. Çünkü burada tavuğun göğsü olduğunu anlamıyorsunuz bile. Gayet lezzetli bir etiniz oluyor.
Soslu tavuk için:
- 2 adet tavuk göğsü
- yarım fincan zeytinyağı
- yarım fincan süt
- 1 tatlı kaşığı biber salçası
- 2 yemek kaşığı soya sosu
- 1 yemek kaşığı bal
- tuz
Tavayı kızdırın ve kızgın tavaya etleri bırakın. Tavukların kızarması ve tavanın ısı kaybetmemesi açısından etleri hemen alt üst etmeyin. Bu noktada ocağınızın ateşi yüksek olsun. Daha sonra, pişmeye yakın ocağın altını kısarsanız gayet başarılı bir pişirme işlemi gerçekleştirmiş olursunuz.
Tavuğumuz hazır, sıra geldi arpa şehriye pilavımıza.
- yarım paket arpa şehriye
- tereyağ+ zeytinyağı
- sıcak su
- tuz
Tencereye yağı ve şehriyeleri koyun. Şehriyeler renk değiştirene kadar kavurun. Ardından üzerini bir parmak geçecek kadar sıcak su koyun. Tuzunu da ekleyip kısık ateşte suyunu çekene, arpa şehriyeler yumuşayana dek pişirin. Piştikten sonra aynı pirinç pilavında yaptığımız gibi üzerine kağıt havlu örterek demlenmeye bırakın. Ancak dikkat edin, makarna ailesinden gelen şehriyeler kolaylıkla birbirine yapışabiliyor. Bunu önlemek için arada bir pilavınızı şöyle bir karıştırmanızı tavsiye ederim.
Özellikle et yemeklerinin yanına çok yakışıyor ve klasik pilavdan farklı bir alternatif oluyor. Dediğim gibi bir de et suyu ile yaptıysanız, enfes...
21 Nisan 2012 Cumartesi
Naz 1 yaşında!
Güzel kızımın doğum gününü kutladık geçen hafta. O günden bu yana da günler fazla yoğun geçti. Yoğun ve uzun aslında, fazlasıyla da yorucu. Üzerinden sadece bir hafta geçmiş oysa. Kimi zaman su gibi akar gider vakit, kimi zaman da böyle durgun su gibidir.
Evde misafirlerimiz vardı. Her öğün nefis yemekler yapıldı, yendi. Hemen fotoğrafı çekilebilenler de oldu, açlığımıza yenik düşüp direk tüketilenler de...
Doğum günümüze gelince, o, su gibi akıp geçen zaman mefhumundan...
Geçen bir yıl da öyle...
Artık herşeyi çok iyi anlayan, sürekli etrafını gözlemleyen ve yapılan her hareketi taklit eden, kitap, kalem ve boya meraklısı, kahverengi boyayı çikolata sanarak ısrarla dişleyen, kopartamayınca yılmayan, yerinde duramayan, yaramaz bi kızım var.
Sevgili Betül' den aldığım çok güzel bir dilek var bugünlerde aklımda yer eden: "Kocaman gülüşlerle dolu bir ömür diliyoruz annecim biz sana ve tüm çocuklara..."
Seni çok seviyoruz güzel kızım, Güzel Naz' ım...
Hep mutlu ol yavrum...
18 Nisan 2012 Çarşamba
Fırında levrek
Çocukken hiç hazzetmezdim balıktan. Saatlerce minicik bir balık etini çatalla dürter dururdum. Meğer balığı taze taze, denizden çıktığı gibi yemek lazımmış. Şile' de deniz kenarında küçük tekneler var, tutulduğu gibi balığı pişirip önünüze koyan, tadı damağınızda uzunca süre yer eden...
İzmit' te yaşadığımız sürece taze balık konusunda şanslıydık. Marmaris' te de bu konuda sorun yaşamadık. Hatta bendeniz öyle bir aşama kaydettim ki, "denizden babam çıksa yerim" mertebesine ulaştım. Evde de kalamar, karides, yengeç ne varsa denizden çıkan zevkle yapar ve tüketir oldum.
Misafirimiz geldiğinde de sık sık yaptığımız bir balık tarifim var bugün. Hem yiyen herkes çok beğeniyor, hem de pratik oluyor. Bu tarifte balığa tadını sarımsak ve zeytinyağı veriyor, bir de bolca soğan.
250 derecede önceden ısıttığınız fırında balıkların üstü kızarana kadar pişirin. Nefis kokular zaten mutfağınızı saracaktır. Yanında bol salata ile size afiyet olsun.
İzmit' te yaşadığımız sürece taze balık konusunda şanslıydık. Marmaris' te de bu konuda sorun yaşamadık. Hatta bendeniz öyle bir aşama kaydettim ki, "denizden babam çıksa yerim" mertebesine ulaştım. Evde de kalamar, karides, yengeç ne varsa denizden çıkan zevkle yapar ve tüketir oldum.
Misafirimiz geldiğinde de sık sık yaptığımız bir balık tarifim var bugün. Hem yiyen herkes çok beğeniyor, hem de pratik oluyor. Bu tarifte balığa tadını sarımsak ve zeytinyağı veriyor, bir de bolca soğan.
- 2 büyük boy levrek ( bizim aldığımız 2 tane levrek 1 kg geldi, biz fileto yaptırdık aldığımız yere.yani tam ortadan ikiye böldüler balıkları, siz bütün halinde de kullanabilirsiniz)
- 2 büyük boy patates
- 4 tane kuru soğan
- bolca sarımsak
- varsa domates, biber
- zeytinyağı
- tuz
250 derecede önceden ısıttığınız fırında balıkların üstü kızarana kadar pişirin. Nefis kokular zaten mutfağınızı saracaktır. Yanında bol salata ile size afiyet olsun.
Unutmadan aynı tarifi çipura ile de yapabilirsiniz. Her ikisine de çok yakışıyor ve çok leziz oluyor balıklarınız.
16 Nisan 2012 Pazartesi
Brokoli çorbası
Çok da leziz bişey değil bana göre brokoli. Farklı şekillerde tatlandırırarak tüketmeye çalışıyoruz elbette. Ama " şöyle bi brokoli canım çekti, olsa da yesek " dediğimiz bir sebze değil malesef. Buharda pişirip soya sosu ile ocakta şöyle bi çevrilmiş hali ve çorbası, brokolili lezzetler arasında favorilerim.
Çorbası da farklı bir alternatif oluyor. Yapımı da kolay. Eğer pazardan fazlaca aldıysam bir kısmını buharda tutup dondurucuya da atabiliyorum, ileride yapacağım çorbalarda kullanmak üzere.
- 250 gr brokoli
- 1 küçük boy kuru soğan
- 2 yemek kaşığı un
- zeytinyağı+ tereyağ
- 1 su bardağı süt yada 1 paket (200 ml krema )
- tuz
14 Nisan 2012 Cumartesi
Cevizli sosyete mantısı
Kayseri' ye gitmeden önce orada yiyeceğim güzel mantıları düşledim hep. Normal değil mi ama, insan gittiği yerin meşhur lezzetlerini tatmak istiyor. Ve şunu gördüm ki, Kayseri mutfağı zengin ve kaliteli bi mutfak. Lezzetli etleri, etin en güzel yerinden yapılan pastırmaları, çeşit çeşit mantı ve kesme makarnaları, birbirinden güzel şarküteri ve kahvaltı ürünleri var. Şurası kesin ki, herşeyi bir de yerinde tatmak lazım. Ben pastırmadan çok hoşlanmam ama Kayseri' de yediğim pastırmayı yemeğe doyamadım doğrusu. Bizim marketten aldıklarımızla kıyas kabul etmez...
Mantıyı da bizim usulden farklı yapıyorlar. Biz haşlayıp üzerine sarımsaklı yoğurdu, en üste tereyağlı sosumuzu dökeriz. Onlar domates,biber püreli, hafif salçalı suda pişirip üzerine bi miktar yoğurt döküyorlar. Mantı boyutları da gerçekten minicik, kapatma şekilleri de farklı. Ben bu şekilde olanını da sevdim ama favorim bol yoğurtlu olanı galiba...
Eğer o an için hamur açmaya üşendiysem ve canım çok fena mantı çektiyse birkaç yolu var benzer tadı elde etmenin. Bunlardan bir tanesi de bugün sizlerle paylaşacağım şekli. Bir de şöyle bir güzelliği var bu durumun, bu şekilde yaptığınız mantıyı misafirinize de sunabiliyorsunuz, değişik ve hoş oluyor.
- 3 adet yufka (siz istediğiniz miktar yufka ile yapabilirsiniz, ben biraz çok yapıp haftasonu misafirlerim için dondurucuya atmayı planlıyorum, bu arada bir yufkadan 4 tane mantı çıkıyor)
- 2 büyük boy kuru soğan
- Yarım su bardağı kısırlık bulgur
- yarım su bardağı ceviz
- Yarım demet maydanoz
- 300 gr kıyma
- 1 tatlı kaşığı biber salçası
- zeytinyağı
- tuz, karabiber, pulbiber, kuru fesleğen, kuru nane
- sarımsaklı yoğurt
- tereyağ
- toz kırmızı biber
Daha sonra bir yufkayı eşit olarak dörde bölün. Her bir parçanın geniş ve yuvarlak olan bölümüne iç malzemeden koyun ve kenarlarını kapatarak sigara böreği gibi sarın. Uç kısmını su ile ıslatarak yapışmasını sağlayın. Ardından yufkayı gül böreği gibi içe doğru yuvarlayarak şekil verin. Pişirmek için az yağda kızartma yada üzerine yağlı su sürerek fırınlama gibi iki yönteminiz var. Ancak bana sorarsanız ne olursa olsun kızartılınca daha bi lezzetli oluyor. Fırınlamak isterseniz de yüksek ısıda sadece üzeri kızarana kadar pişirin.
Kızartınca bir kağıt havlu üzerine alırsanız fazla yağını da çekmiş olursunuz. Sarımsaklı yoğurdu üzerine dökün. Tereyağında toz kırmızı biberi kızdırın ve şöyle bi gezdirin. Afiyet olsun.
12 Nisan 2012 Perşembe
Mahlepli kurabiye
Nefis bişey... Gerçekten...İçine giren yağ miktarı ilk başta gözünüze biraz fazla gelebilir ama her gün yemiyoruz ki böyle şeyleri. Arada bir, kalabalıkla birlikte tüketiliyor bu lezzetler çoğunlukla. Hem ayrıca 50 kadar kurabiye çıkıyor bu hamurdan, düşünün yani...
Ben çok fazla kurabiye sever biri değilim, ama bu tam benlik, ne tatlı ne de tuzlu denebilecek cinsten. Pişerken eve yayılan mahlep kokusu da cabası...Piştiği anda tepsinin başına üşüşüyor insan, ardı ardına kaç tane tükettiğinizin farkına varamıyorsunuz. Mutlaka denenmesi gereken bi lezzet..
Mutlaka belirtilmesi gereken bir başka nokta ise bu kurabiyenin bayatlamaması, günlerce tazecik kalabiliyor anlayacağınız...
- 250 gr margarin yada tereyağ ( oda sıcaklığında)
- 1 çay bardağı zeytinyağı
- 2 yumurta ( birinin sarısı içine, beyazı ayrılacak)
- yarım fincan sirke
- yarım çay bardağı şeker
- 2 yemek kaşığı yoğurt
- 1 paket kabartma tozu
- 1 tatlı kaşığı tuz
- 2 tatlı kaşığı mahlep
- 5 su bardağı un
- 1 kase susam
11 Nisan 2012 Çarşamba
onbirnisan...
Daha dün gibi...
İlk ağlayışını duyduğum an nasıl hıçkıra hıçkıra ağlamıştım, ömründe hiç ağlayamamış, ilk kez o an, orada ağlıyormuş gibi. Olduğum yerden olanca gücümle seni görebilmeye çalışmış, yanağın yanağıma dokunana kadar geçen birkaç saniyeye bile katlanamamıştım... Mutluluğun bi başka hali, paha biçilmez, yerine başka bişey konulamaz hali bu...
"Seni camdan bi kutuya koymak istiyorum, kimseler üzmesin, kırmasın seni, dayanamıyorum" diyen anneni anlamak sonuna kadar...
Kalbinde hep bi sızıyla dolaşmak, bir gülüşüyle dünyanın en mutlu insanı oluvermek.
Yada kıyamamak hep...
Öpmek, öpmek, öpmek ama doyamamak...
Uykudayken bile onu izlemek ve varlığına inanamamak, "bu güzel şey bizim kızımız mı şimdi? " diye sorup durmak birbirine...
Bizim gözlerimizin bu dünyada gördüğü en güzel şeyin, kızımızın, Nazımızın doğum günü bugün.
Zamanın ne kadar hızlı geçtiğine inanamıyor insan. İlk mumunu üfleyecek, ilk pastanı keseceksin yada biz, senin yerine yapacağız bunları...
Hep mutlu ol yavrum, ömrün hep güzelliklerle, iyilikle ve sağlıkla geçsin. O güzel kalbini kırmasın kimseler, o tanıdık tanımadık herkese gülücükler dağıtan güzel yüzün hep gülsün.
10 Nisan 2012 Salı
Zeytinyağlı enginar
Pek çok insanın önyargıyla yaklaştığı bir sebze olmakla birlikte benim favori lezzetlerimden biridir. Çocukluğumdan beri bu ve bunun gibi pek çok sebzeyle büyüdüğümden olsa gerek, önyargı oluşturacak zamanım olmadı. Zaten konu yemekse önyargıya yer yoktur bende. Deneyip bakmak, ondan sonra karar vermek gerek. Kaldı ki yine de karar vermek için erken bence. Çünkü çok daha güzel ve usulünce pişirilmişini henüz yememiş olabilirsiniz. Zeytinyağlı dolma mesela, çok severim, ama bazen öyle dolmalar görüyorum ki insanın elini süresi gelmiyor...Hemen karar vermemek lazım...
Bu hayatta ağzıma süremeyeceğim tek şey kadınbudu köftedir benim. Adını duyunca bile tüylerim ürperir. Lezzetinden değil elbet. Üniversitede ilk yılımdı. Okulun yemekhanesinde yedik yemeğimizi. O gün öyle şiddetli bir bulantı baş gösterdi ki bende,resmen yatağa düşürdü. Birkaç gün hasta yattım, kendime gelemedim. Bir daha da ağzıma koymadım, koymam da...
Bunun yanında belli olduğu üzere yemek ayırt etmem. Çok şükür hane halkı da öyle. Enginar da "Oooo enginaaar" şeklinde karşılanan bir yemektir bizde, kereviz gibi. Kocamın evlendikten sonra başlayan, beni hayretler içinde bırakan ve kendi kereviz sevgimi sollayan kereviz aşkı var bir de. Terbiyeli kereviz aşkı...
Çok faydalı sebzeler tabi bunlar. Enginarın karaciğer üzerindeki etkisini bilmeyen yoktur sanırım. Bizim oralarda enginarın hiçbir yeri atılmaz. Saplarından, başından, yapraklarından, hepsinden ayrı yemek yapılır. Hepsi de çok lezzetli olur. Ben bugün klasik zeytinyağlı enginar yaptım.
Enginarı soyulmuş halde alabileceğiniz gibi kendiniz de alıp soyabilirsiniz, çok da eğlenceli oluyor bana göre çevire çevire soyması. Kararmaması için hemen limonlu suya atmayı da unutmayın.
- 6 tane enginar
- 1 tane kuru soğan (arpacık soğan varsa onu kullanın, daha hoş görünüyor)
- 2 tane havuç
- 2 tane küçük boy patates
- 1 küçük kase bezelye
- 1 yemek kaşığı un
- yarım limon suyu
- 1-2 tane kesme şeker
- zeytinyağı
- dereotu
- tuz
9 Nisan 2012 Pazartesi
Kendimce pratik bilgiler 1
Bunlar naçizane kendi gördüğüm, yaşadığım birtakım pratik bilgiler. Paylaşmak istedim, devamı da gelecek...
- Maydanoz, dereotu, marul vb. yeşillikleri buzdolabında daha uzun süre saklamak için güzelce yıkayın, bir miktar sirkeli suda bekletin, yıkayın ve bir havlu sererek bir süre kurumasını bekleyin. Kağıt havlu döşediğiniz saklama kabına yeşillikleri yerleştirin ve ağzını sıkıca kapatın. Yeşillikleriniz bir haftadan daha uzun bir süre sararmadan ilk günkü gibi kalacak, bu durum kullanım için de çok pratik olacaktır. Eskiden maydanoz vs aldığımızda yarısını biz, diğer yarısını da çöp yerdi, artık hepsini biz yiyoruz.
- Tavuk yada eti marine etmek için en az bir gün önceden eti süt ve zeytinyağına yatırın. Süt eti çürütecek, zeytinyağı yumuşatacak bu sayede et kurumadan yumuşacık pişecek demektir. Sütün eti çürütmesi olumlu anlamda kullanılır. Buna sarımsağı eklemeyi de unutmayın, varsa taze otları da, biberiye, kekik gibi...
- Buzdolabınızın kötü kokmasını ve bakteri üretmesini engellemek için herşeyi ağzı kapalı halde muhafaza edin. Koku oluşumunu engellesin diye bir bardağa yarısına kadar sirke koyun, dolabınızın kapağına yerleştirin. Sirke bütün kokuları emecek, dolabınız ferah ferah kokacaktır.
- Yumurta haşlarken haşlama suyuna biraz tuz atarsanız yumurtanız daha kısa sürede pişer.
- Artık vazgeçilmezimiz olan su kaynatma makinelerini( ketıl deniyor ya) yada kireç tutan çaydanlıklarınıza biraz sirke ekleyin. Üzerini suyla doldurun ve kaynatın. Kireçten eser kalmayacaktır.
- Zamanla lekelenen, hatta kararan çatal bıçak ve bu tür araçlarınızı bulaşık makinesinde yıkarken kapağına ayda bir çamaşır suyu dökün, hepsi pırıl pırıl olacak.
- Yoğurt mayalarken mayasına bir tatlı kaşığı bal yada toz şeker ilave ederseniz daha lezzetli bir yoğurdunuz olacaktır, ayrıca faydalı bakteriler şekeri severler, bu da yoğurdun mayalanmasını garanti eder.
- Fırınınızı temizlerken Sirke kullanın. Aksi takdirde fırınınızı çalıştırdığınızda kalan deterjan artıklarının yeni pişen yemeğinize transfer olma olasılığı çok yüksek.
- "Soğan beni ağlatmasın" diyorsanız biraz buzdolabında yada dondurucuda soğutun. Soğuk soğan suyunu salamayacak, dolayısıyla sizi ağlatmayacaktır.
- Pataeslerinizi buzdolabında saklarsanız yeşermez ve tomurcuklanmazlar.
Zeytinyağlı semizotu
Malzemeler:
- 1 bağ semizotu
- 1 büyük boy kuru soğan
- 2-3 diş sarımsak
- 2 büyük boy domates
- 2 yemek kaşığı pirinç (pirinci önceden sıcak suyla ıslatın )
- zeytinyağı
- 1 tatlı kaşığı biber salçası
- tuz
- sarımsaklı yoğurt
Semizotunu güzelce yıkayın. Dikkat edin ve tepeleri tohumlu olmayanları alın. Semizotunu mümkünse elinizle yada metal olmayan bir bıçak ile doğrayın. Bu güzelliğin tüm vitaminini kaybetmeyelim değil mi? Soğanı küp küp doğrayın ve yağda kavurun. Üzerine salçayı ve doğranmış sarımsağı ekleyin. Domatesi de küçük küçük doğrayıp, tuzunu da ekleyip tencereye atın. Suyunu salınca önceden ıslattığınız pirinci ve semizotunu ilave edin. Pirinçler piştiğinde ki, çok pişmesini beklemeyin, çünkü siz ocağı kapattıktan sonra pirinç pişmeye devam edecek, tam kıvamına gelecektir. O yüzden çok pişirmeye çalışmayın pirinçleri ki, semizotları da vitaminlerini kaybetmesin. Üzerine sarımsaklı yoğurtla servis yapın.
7 Nisan 2012 Cumartesi
Tarhana çorbası
Gelelim bizim tarhanaya. Bizim tarhanamız şekilde görüldüğü gibi portakal rengi ve toz halinde. Sağolsun her yaz kayınvalidem yapar tarhanamızı, elleri dert görmesin.
Bizim tarhananın olmazsa olmazlarıysa kuru börülce, kuru biber ve sarımsaktır. Tam bir kış ve şifa çorbası haline gelir böylece.
- 5 yemek kaşığı kuru tarhana
- 3-4 diş sarımsak
- 1 su bardağı haşlanmış kuru börülce
- 1 tatlı kaşığı biber salçası
- 5-6 tane kurutulmuş biber( ben yazdan patlıcanı oyup, biberi de ortasını alarak kurutuyorum)
- tereyağ+ zeytinyağı
- tuz
Terbiyeli tavuk haşlama
Eğer bir adet düdüklü tencereniz varsa çok pratik, bir o kadar da vitaminli ve lezzetli bir yemek. Hiçbir ön hazırlık gerektirmez, hazırlaması en fazla on dakikanızı alır, lezzeti ise garanti. Tavuğun bir bu haine, bir de kızarmış çıtır kanatlarına asla hayır diyemem.
Malzemeleri şöyle:
- 4 tane tavuk baget( kişi başı 2 bagetten hesaplayabilirsiniz, gayet doyurucu oluyor, benim bu kez evde 2 tane tavuk budum vardı , onları kullandım, kişi başı birer tane olarak)
- 3 tane patates
- 3 tane havuç
- 2-3 diş sarımsak
- 1 çay kaşığı tane karabiber
- 8-10 dal maydanoz
- 2 yemek kaşığı un
- yarım limon suyu
- tuz
Eğer düdüklü tencere kullanılmayacaksa tavuğu tencereye koyun. Üzerine 5 bardak su ve tane karabiberi ilave ederek haşlayın. Haşlanan tavuğa yine aynı büyüklükte doğranan patatesi, havucu ve sarımsağı ekleyin. Sebzeler piştiğinde tencereye maydanozu atın. En son un, limon suyu ve az miktar su ile yaptığınız terbiyeden azar azar ekleyerek ve karıştırarak ilave edin. Tuzunu ekleyin ve bir taşım kaynadıktan sonra ocağın altını kapatın.
Yemeğe ayrıca yağ ilave etmiyoruz çünkü zaten tavuğun yağı yeterli geliyor, fazlasına gerek yok.
5 Nisan 2012 Perşembe
Etli nohut ve yıldız şehriyeli pilav
Nasıl bir kas ağrısı, nasıl bir acıdır bu böyle. Kabus gibi bir gece geçirdim ve sabah soluğu hastanede aldık. Gerçekten dayanılmaz, Karagöz' le Hacivat gibi sağ kolum vücuduma yapışık geziyorum, hareket ettirmek ne mümkün. Her zamankinden daha yavaş ve çok garip bi şekilde yazıyorum şu anki yazımı. "2-3 haftada geçer, ama lütfen dikkat edin, üzerine yatmayın, ilaçlarınızı kullanın, ağır kaldırmayın kızınızı mesela, yoksa kronikleşir" diyen doktora hafif bir tebessümle baktım "ne diyorsun doktor beycim sen" şeklinde. Kızımı kaldırmamak mı...Sabahtan öğleye kadar kucağıma alıp onu doyasıya mıncıklayamadım diye içim içimi yedi benim, ayrıca kim bakacak benim minik sıpama. Bi de ben en çok sağ yanıma yatmayı seviyorum, o nolucak... Elbette daha dikkatli olmam gerekiyor ama yaşarken bazı şeyler de çok mümkün olmuyor.
Ve her zamanki duamı tekrarladım bugün yine." Allah kimseyi hastaneye düşürmesin ama onları da başımızdan eksik etmesin." Sağlık çok değerli bi hazine gerçekten, en ufak bi aksaklık bile size dünyayı dar edebiliyor. Herkese sağlık dolu günler diliyorum ve geçiyorum her daim eşimin yüzünü güldüren, onu çok mutlu eden yemeğimiz etli nohuta. Benim bu yemekle tanışmamsa sadece beş yıl öncesine dayanıyor. Evvelinde hiç yemedim bu yemeği, ama karşımda bu kadar çok seven biri olunca sık yaptığım yemeklerden biri oldu.
Malzemeler:
Yanına bir de pilav yaptım:
Ve her zamanki duamı tekrarladım bugün yine." Allah kimseyi hastaneye düşürmesin ama onları da başımızdan eksik etmesin." Sağlık çok değerli bi hazine gerçekten, en ufak bi aksaklık bile size dünyayı dar edebiliyor. Herkese sağlık dolu günler diliyorum ve geçiyorum her daim eşimin yüzünü güldüren, onu çok mutlu eden yemeğimiz etli nohuta. Benim bu yemekle tanışmamsa sadece beş yıl öncesine dayanıyor. Evvelinde hiç yemedim bu yemeği, ama karşımda bu kadar çok seven biri olunca sık yaptığım yemeklerden biri oldu.
Malzemeler:
- 3 su bardağı haşlanmış nohut (haşlanınca iki katına çıkacağından ortalama 1,5 bardak nohut ıslatmanız yeterli olacaktır)
- 250 gr dana eti(kemikli bir etle daha lezzetli olacağına emin olabilirsiniz)
- 2 tane büyük boy kuru soğan
- 1 yemek kaşığı biber salçası
- 1 yemek kaşığı domates salçası
- 3-4 diş sarımsak
- zeytinyağı
- tuz
Yanına bir de pilav yaptım:
- 1 su bardağı pirinç
- tereyağ+ zeytinyağı
- 2 su bardağı et suyu veya tavuk suyu
- yarım su bardağı yıldız şehriye
- tuz
3 Nisan 2012 Salı
Mercimek çorbası
Nitekim bu blogda yer alan her tarifte olduğu ve olacağı gibi bu da benim mercimek çorbam. Ve neticede bunlar benim tatlarım , benim birikimim, benim mutfak sevgim, emeğim, mutluluğum.
Ben bir öğretmenim ve bir yıldır ücretsiz izindeyim, kızımla meşgul, sahalardan uzaktayım, özlüyorum işimi, çok da seviyorum ama kızımı daha çok seviyorum, onun en güzel ilklerini birebir görmek, doyasıya yanında olmak istiyorum...Çalıştığım zamanlarda, okuldan çıkıp eve geldiğimde mutfağa girmek, her gün çeşit çeşit şeyler yapmak bana terapi gibi gelirdi. Şimdilerde o kadar konsantre çalışamasamda (artık mutfağımda yalnız değilim çünkü, minik bi yardımcım var) hala en sevdiğim şey mutfağım, alet edavatım ve yemek yapmak...13 yaşında ilk yemeğim olan patlıcan musakka ile başladı bu serüven ve hala devam ediyor. Annemin evde olmadığı bir gün yemeği ben hazırlamak istedim ve... Afiyetle yedik. Annem neyin nasıl yapılacağını, nasıl pişeceğini öğretmemişti oysa. Tek yaptığım onu gözlemlemek ve uygulamaktı, birçok konuda olduğu gibi... O yumuşacık insanı hep gözlemledim ve çok şey öğrendim ben annemden.
Benim usül mercimek çorbasına gelince:
- 1,5 su bardağı kırmızı mercimek
- 1 tane havuç
- 1 küçük soğan
- tereyağ+ zeytinyağı
- 2 yemek kaşığı un
Eğer sarımsak tadını ve aromasını seviyorsanız üzerine ayrı bir yerde biraz tereyağı kızdırın. Bunun içine 2 diş sarımsağı rendelemek yada havanda dövmek suretiyle ekleyin. Biraz sarımsağın tadını yağa vermesini bekleyin ama sakın yakmayın. En son bi miktar pulbiber ilave edin ve altını kapatın. Bu sosu çorbaları servis ettiğiniz kaselere ekleyin arzuya göre. Deneyin bakalım, beğenecek misiniz? Bol limonu da unutmayın...
Etli pazı sarması
Dolma sarma işleri kendimi bildim bileli benim işimdi. Annem patlıcanı biberi oyar, temizler, yapraksa haşlar, hazır ederdi. Ben de bu arada içini hazır ederdim, sonra da birlikte geçerdik başına. Ben illaki hazırlanan içten yemek isterdim, karnımı doldururdum anneme göstermeden,gizli saklı o iç malzemeyle. Ne tatlı gelirdi anlatamam. Şimdi bütün malzeme önümde duruyor ama yiyen yok, tadı yok ...
Şahsen sarma olayında işin içine etin karışmasını sevmiyorum, zeytinyağlı hali daha hafif ve güzel geliyor. Ama söz konusu pazıysa bi miktar et istermiş, öyle buyuruldu. Ayrıca pazının biraz bulgur istediğini düşünüyorum, tek başına pirinçle biraz yavan kalıyor sanki. Ama bunların hepsi damak tadı elbette, sizin nasıl sevdiğiniz önemli, ben kendi tarifimi veriyorum:
- 200 gr kıyma
- 2 büyük boy kuru soğan
- 1 su bardağı pirinç
- yarım su bardağı pilavlık bulgur
- zeytinyağı
- 4-5 diş sarımsak
- 2 bağ pazı
- 1 tatlı kaşığı toz kırmızı biber
- 1 yemek kaşığı domates salçası
- 1 yemek kaşığı biber salçası
- 4 tane yeşil soğan
- 2 tane taze sarımsak
- nar ekşisi
- tuz, karabiber, nane, pulbiber
Soğuk sudan geçirdiğiniz pazıları bir kenara alın. Pirinci yıkayıp suda ıslatın. Tavaya kıymayı koyun ve güzelce kavurun. Kavrulan kıymaya ince doğradığınız soğanı ekleyin. Kavrulurken 4-5 diş sarımsağı içine rendeleyin. Soğan ve kıyma kavrulunca domates ve biber salçasını da ekleyin. Daha sonra önceden ıslattığınız pirinci ve yıkadığınız ama ıslatmadığınız bulguru da ilave edin. Pirinci ıslatıyoruz çünkü pazı kolay piştiğinden pirinç diri kalıyor, bulgur ise kolay pişiyor ve ıslatmaya gerek kalmıyor.
Yeşil soğanı ve taze sarımsağı ince ince doğrayın. Bu ikiliyi koymayabilirsiniz. Ben bahçemde bolca yetiştiriyorum ve hep eklerim sarmama, dolmama, ayrı bir tat kattığına inanıyorum, ama ince doğramak şart. Güzelce harmanladığınız harca toz biberi, tuzu, baharatları ve nar ekşisini ekleyin. Son kez karıştırın ve ocaktan alın.
Bu tarz yemekleri ve daha bir çok yemeği toprak tencerede pişiriyorum ben. Kattığı tat inanılmaz, varsa mutlaka toprak tencerenizi kullanın.
Pazıları yaprak sarar gibi sarın, eğer pazılar çok büyükse ortadan ikiye bölebilirsiniz. Yaprak sarması gibi incecik olmasını beklemeyin, daha kalın oluyorlar, iç malzemeyi de daha kolay tüketiyor pazı, bolca malzeme kaldırıyor çünkü geniş yaprakları. Eğer çıkan sapları başka yerde kullanmayacaksanız tencerenin dibine yerleştirin yada halka halka kestiğiniz soğanı kullanın bunun için. Bu işlemi pazı dibini tutmasın diye gerçekleştiriyoruz.
Sarma işlemi sona erdiğinde bir kase içinde 1 yemek kaşığı domates salçasını biraz zeytinyağı ve bir miktar su ile açın ve sarmaların üzerine dökün. Üstüne bir tane porselen tabak kapatın, varsa dolma taşını da üzerine yerleştirin. Kısık ateşte pişmeye bırakın. Biraz demlendikten sonra yanına yoğurtla iyi gider, afiyet olsun.
2 Nisan 2012 Pazartesi
Fırın sütlaç
Sütlaç...Hele bir de fırında üstü kızarana kadar kalıp başka bi boyuta ulaşmışsa...Kaşığı batırdığınızda kırılan kabuğun altından yumuşacık, sulu, pirinci ortama uyum sağlamış kendi başına buyruk halinden eser kalmamış bi sütlaçsa tabağınızdaki size afiyet olsun. İşte benim karşımdaki bu nefis şeyin tarifi:
İşe pirinci yıkayıp, sıcak su ile ıslatmakla başlayın. Bunu en az 1 saat önceden yapmalısınız. Pirinçlerin suyunu döktükten sonra elinizle pirinçleri ezin. Böylece pirinçler kırılacak ve ağza daha yumuşak ve pirinç olduğunu belli etmeyen bir halde gelecek. Tencereye 1 bardak su koyun ve önceden ıslattığınız pirinci ara sıra karıştırarak pişirin. Bu iş için çırpma teli kullanın. Pirinçlerin piştiğine emin olduğunuzda tencereye sütü boşaltın. Bu arada pirinç suyunu çekmiş olacaktır. Sütün ısınmasına izin vermeden nişastayı ekleyin ve karıştırmaya devam edin. Kaynayan sütlaca şekerini de ekleyin, 1-2 taşım daha kaynadıktan sonra ocaktan alın ve ısıya dayanıklı fırın kaplarına sütlacı boşaltın. Fırın kaplarınızı fırın tepsisinin üzerine koyun. Sütlaçların fırının içinde tekrar pişip taşmalarını önlemek amacıyla tepsiye kapların yarısına kadar gelecek şekilde kaynar su koyun.
Fırını en yüksek sıcaklığa ayarlayın. Tepsiyi fırının en üst katına yerleştirin ve üstü kızarana kadar pişirin. Fırın sütlacınız servise hazır.
- 1 lt süt
- 1 su bardağı şeker
- 2 silme yemek kaşığı nişasta
- 1 çay bardağından 1 parmak eksik pirinç
Fırını en yüksek sıcaklığa ayarlayın. Tepsiyi fırının en üst katına yerleştirin ve üstü kızarana kadar pişirin. Fırın sütlacınız servise hazır.
Fırına yerleştirirken beş olan tabak sayısı fotoğrafını çekene kadar üçe düştü. Fırından çıkar çıkmaz saldırıya uğradılar tarafımızdan...
Ekmek yapma makinesinde keten tohumlu ekmek
Üstelik ekmeğinizin içine dilediğiniz malzemeyi koymak gibi de bir lüksünüz oluyor bu sayede. Yani ekmeğin besin değerini istediğiniz şekilde artırabiliyor ve bunu damak tadınıza göre ayarlayabiliyorsunuz.
Kendimi bildim bileli akşam yemeklerinde ekmek yemem ben, öyle alışmışım. Tabi açlıktan gözüm dönmediği sürece. Açlığa hiç tahammülüm yoktur, sabrım da. İştahlı biri olduğumu belirtmiştim daha önce, açken çekilmez olduğumu da belirtmeliyim, kocam ve kızım gibi...
Aynı zamanda evde bu şekilde pişen bu ekmek doyurucu da oluyor ve beyaz ekmek gibi dilimler birbirini kovalamıyor.
Sıra geldi ekmeğimizin malzemelerine:
- 1,5 fincan oda sıcaklığında su (20 derece)
- 1 çorba kaşığı sıvı yağ
- 1 çay kaşığı tuz
- 3,5 fincan beyaz ekmek unu
- 1 çay kaşığı beyaz şeker
- 1 çay kaşığı kuru maya
- 2 yemek kaşığı keten tohumu (kesinlikle öğütülmüş)
- 2 yemek kaşığı susam
- 2 yemek kaşığı çörek otu(öğütülmüş de kullanılabilir)
Niye bu malzemeleri koyuyoruz ekmeğimize? Onu daha da zenginleştirmek için...
Öncelikle keten tohumu B12 içeren tek bitkisel kaynak. Bunun yanısıra omega 3,omega 6 ve omega 9 barındırıyor. Kabızlık için doğal bir ilaç, kalp ve damar sağlığı için de önemli.
Peygamber efendimiz bundan asırlar önce " Şu kara tanede ölümden başka herşeye deva vardır" demiş çörek otu için. Benim başlı başına kullanma amacım ise bağışıklık sistemini güçlendirmesi . Aynı zamanda içinde hücre yenilemesine yardımcı ve vücut tarafından üretilemeyen doymamış yağ asitleri mevcut. Biz eskiden sadece pasta böreğin üzerine süs olsun diye atardık ama bu kadar faydası olduğunu öğrenince uzak duramıyoruz artık.
İşte bu yüzden birbirinden faydalı bu üç maddeyi ekmeğime mutlaka ekliyorum ve kesinlikle faydasını görüyoruz. Denemek gerek...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)